« Önceki ::

Coğrafyadaki Yanlışlar

Kategori: Genel Cografya

Akarsu Akım Grafiğinden Akarsuyun Taşkın Yapıp Yapmayacağı Anlaşılabilir mi?
Akarsu akım grafiği, akarsuyun aylara göre taşıdığı su miktarını ifade eder. Akarsuların kabarık devrelerinde suların yataktan taşması, çevreye yayılması "taşkın" olarak ifade edilir. Taşkın olayları çoğunlukla yatak eğiminin az olduğu düzlük alanlar ve ovalarda görülür. Akarsu akımında yağış miktarı, yağış şekli ve kar erimeleri gibi iklim özellikleri temel etkendir. Bu etkenler akım miktarının yükselmesine yol açsa bile akım grafiğinden bunu anlamak mümkün değildir. Çünkü akarsuyun taşkın yapmasında yatak eğimi ve aktığı vadinin özelliğide belirleyicidir. Bu nedenle yalnızca akım grafiğine bakılarak akarsuyun taşkın yapıp yapmıycağı anlaşılamaz. 

Akarsuların Hidroelektrik Potansiyeli Yerşekillerine mi, Yükseltiye mi Bağlıdır?
Türkiyede hidroelektrik potansiyeli en yüksek olan bölge Doğu Anadolu'dur. Bunda hem yükseltinin fazla olması, hem de yer şekillerinin engebeli olması etkili olmuştur. Hidroelektrik potansiyeli en düşük bölge ise Marmara'dır. Her ne kadar bazı kaynaklarda bunun nedeni olarak yer şekillerinin sade olması gösterilse de temel neden ortalama yükseltinin az olmasıdır. Çünkü, yer şekillerinin sadeliği temel etken olsaydı hidroelektrik potansiyeli en düşük olan bölgenin Güneydoğu Anadolu olması gerekirdi. Zira yer şekilleri en sade olan bölge Marmara değil, Güneydoğu Anadolu'dur. Bundan dolayıdır ki Güneydoğu Anadolu'da yer şekilleri sade olmasına karşın Atatürk, Dİcle, Kralkızı, Devegeçidi, Ilısu gibi hidroelektrik santralleri kurulmuştur. Dolayısıyla bir bölgenin hidroelektrik potansiyeli üzerinde hem yer şekilleri hem de yükselti etkilidir. 

Bakı Etkisinin “Yer şekillerinin Etkisi” Şeklinde İfade Edilmesi Doğru mudur?
Yeryüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen faktörler incelenirken bazı kaynaklarda güneş ışınlarının düşme açısını etkileyen faktörler arasında yer alan “bakı faktörü etkisinin” “yeryüzü şekillerinin etkisi” diye belirtilmesi yanlıştır. Bakı faktöründe dağlar ve eğimli yüzeylerin güneşe dönük yamaçları gerek güneş ışınlarını daha büyük açıyla almaları, gerekse daha uzun süre güneşlenmeleri nedeniyle daha fazla ısınır. Bu durumun ortaya çıkmasında yüzeyin dağ, vadi, sırt, tepe, plato olmasından ziyade güneşe dönük olması önemlidir. Zira aynı yer şekillerinin, örneğin dağların Kuzey Yarımküre de güneye dönük yamaçları, Güney Yarımkürede ise kuzeye dönük yamaçları genelde daha çok ısınır. Bu durumun ortaya çıkmasında; yer şekillerinin farklılığı nedeniyle yamaçların güneş ışınlarını farklı açıyla almaları değil, güneşe dönük olmaları nedeniyle güneş ışınlarını daha büyük açıyla almaları ve daha uzun süreyle güneşlenmeleri etkili olmuştur. Bu nedenle bakı etkisinin yer şekillerinin farklılığı diye belirtilmesi yanlıştır. 

Bir Bölgede Ormanların Geniş Yer Kaplaması Yağışı Arttır mı?
Ormanların geniş yer kaplaması terleme yoluyla atmosfere verilen su buharı miktarını arttırır. Ancak bunun bir bölgedeki yağış miktarı üzerinde çok fazla etkili olduğu söylenemez. Şayet orman varlığının zengin olması yağışı arttırsaydı, ormanların kesildiği bölgelerde yağışın azalması, ağaçlandırma yapılan bölgelerde ise yağışın artması gerekirdi. Oysa böyle bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle bir bölgede yağışın fazla olması ormanların geniş yer kaplamasına yol açar. Ancak bir bölgede yağışın fazla olmasında orman çok önemli bir faktör olamaz..

Bir Bölgedeki Toprak Türü Tarım Ürünlerinin Çeşidini Belirler mi?
Acaba toprak yapısı veya türü aynı olan yörelerde yetiştirilen tarım ürünlerinin türü aynı mıdır? Örneğin; Nil deltasında yetiştirilen tarım ürünleri ile İndus, Ganj ve Çukurova deltalarında yetiştirilen tarım ürünleri aynı mıdır? Türkiye’de Akdeniz Bölgesinde yer alan Çukurova ile Karadeniz Bölgesi kıyılarındaki Bafra ve Çarşamba delta ovalarının toprak türleri aynıdır. Zira bu ovalar akarsuların taşıyıp biriktirdikleri alüvyonlardan oluşmuştur. Ancak Çukurova’da yetiştirilen pamuk, zeytin, turunçgil, yerfıstığı, susam gibi tarım ürünleri Bafra ve Çarşamba ovalarında yetişmez. Çarşamba ve Bafra ovalarında pirinç, mısır, tütün gibi tarım ürünleri yetiştirilir. Görüldüğü gibi verilen ovaların toprak türleri benzer olmasına karşın, yetiştirilen tarım ürünleri farklıdır. Çünkü bir bölgede yetiştirilen tarım ürünlerinin türü ve dağılışlarını belirleyen “toprak türü” değil “iklim özellikleridir.” 

Bir Merkezde Gece Ve Gündüz Süresinin Değişmesi İle Dört Mevsimin Belirgin Olarak Yaşanması Enleme Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Bir Sonuç mudur?
Bir merkezin enlem derecesi değişmeyeceğine göre, o merkezde ki gece-gündüz süresi değişimi ile dört mevsimin belirgin olarak yaşanması, enleme bağlı bir sonuç olamaz. Bu olguların ortaya çıkmasında dünya ekseninin 23°27¯ eğik olması temel etkendir. Dolayısıyla gece-gündüz süresi değişimi ile dört mevsimin yaşanması enleme bağlı sonuçlar olmayıp, enleme göre değişen özelliklerdir.

Bir Ülkede İklim Çeşitliliğinin Fazla Olmasının Temel Nedeni, Orta Kuşakta Yer Alması mıdır?
Yeryüzünde değişik iklim tiplerinin görülmesinde en önemli etmen, enlem farkının fazla olmasıdır. Bir ülkede iklim çeşitliliğinin fazla olması, enlem farkının fazla olmasıyla doğru orantılıdır. Ya da yer şekillerinin çeşitlilik göstermesine bağlı bir sonuçtur. Çünkü, yer şekilleri çeşitlilik gösteriyorsa; sıcaklık, yağış, nem ve rüzgar gibi iklim elemanları kısa mesafelerde değişir ve iklimde çeşitlilik yaratır. Ayrıca denize göre konum da iklimi çeşitlendirebilir. Örneğin, Afganistan, İsviçre, Macaristan, Avusturya gibi ülkeler de orta kuşakta yer alır. Ancak bu ülkelerde iklim çeşitliliğinin fazla olmadığı görülür. Oysa Türkiye'de 6°'lik enlem farkına rağmen iklim çeşitliliğinin fazla olduğu görülür.Bu durumun temel nedeni daha çok özel konum koşullarıdır. Oysa dört mevsimin belirgin olarak yaşanması ;sadece yıl içinde sıcaklık ve yağış koşullarının sık değişmesine yol açabilir, bir bölgedeki iklimin çeşitlenmesine yol açmaz.

Coğrafyanın Millisi Olur mu ?
Dünyanın her yerinde hava kütlesi neme doyduğunda, yağış başlar. Akarsular eğimin fazla olduğu yerlerde hızlı akarken, eğimin az olduğu yerlerde yavaş akar. Denizler karalara oranla yavaş ısınıp; yavaş soğur. İki bölge arasında basınç farkı ortaya çıkmışsa, rüzgar eser. Ardışık iki meridyen arası zaman farkı 4 dakikadır. Bir günün süresi 24 saattir.Yükseklere çıkıldıkça sıcaklık azalır. Depremlerin oluşum nedeni aynıdır. İşte; bu nedenlerden dolayı, coğrafyanın millisi olamaz ve olmamalıdır da.

Çöllerde Yaşamı Zorlaştıran Temel Etken Sıcaklık mıdır, Yağış mıdır?
Çöllerde, özellikle de dönence çöllerinde günlük sıcaklık farkı çok yüksek, yıllık sıcaklık ortalaması ise yüksektir. Ayrıca çöllerde geniş yer kaplayan kumlar ve doğal bitki örtüsünün cılız olması nedeniyle gündüzleri ısı birikimi de oldukça fazladır. Dolayısıyla gündüzleri çok yüksek olan sıcaklıklar yaşamı elbette zorlaştırır. Ancak çöllerde yaşamı zorlaştıran asıl etken; yağış azlığıdır. Ve çöl denilince akla, genellikle yağış değerleri çok az, yağış dağılımı çok düzensiz olan bölgeler gelir. Şiddetli kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle çöllerde doğal bitki örtüsü ya çok cılız ya da hiç yoktur. Su kaynakları çok kısıtlıdır. Bu nedenle bitkilerle beslenen hayvan ekosistemi ile bitki ve hayvanlarla beslenen insan ekosistemi oldukça zayıftır. Zira yağış ve su azlığı ekonomik faaliyetleri zorlaştırmıştır. Geniş alan kaplayan kumullar ile kum fırtınaları nedeniyle ulaşım da oldukça zordur. Bu nedenle çöllerde hem yağış azlığı hem de yüksek sıcaklık yaşamı zorlaştırmıştır. Ancak yağış azlığının yaşamı daha fazla zorlaştırdığı söylenebilir. 

Dağlar Denize mi, Yoksa Kıyıya mı Dik veya Paralel Uzanır?
Denizlerin bir uzanış yönü olamaz.Bu nedenle dağların denizlere dik veya paralel uzanması da söz konusu olamaz. Doğrusu, dağların kıyıya veya kıyı çizgisine dik ya da paralel uzanması olmalıdır. 

Doğu Karadeniz Kıyılarında Çayın Yetişmesinin Temel Nedeni Nedir?
Türkiye’de çayın yetişme alanı Doğu Karadeniz kıyılarıyla sınırlıdır. Bu demektir ki çay Türkiye’nin iklim koşullarına çok iyi uyum sağlamış bir tarım ürünü değildir. Bazı kaynaklarda Doğu Karadeniz Kıyılarında çayın yetişme nedeni olarak “ yörenin her mevsim yağış alması ” gösterilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki çayın anavatanı Asya Kıtasının “ muson iklim bölgeleri”dir. Çayın yetiştiği muson iklim bölgelerinde ise; yazlar sıcak ve bol yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Yani yağış rejimi düzensizdir. Buna rağmen çayın en çok yetiştiği bölge Musonlar Asya’sıdır. Şayet, Doğu Karadeniz kıyılarında çay tarımı yapılabilmesinin nedeni yağış rejiminin düzenli olması olsaydı o zaman her mevsimin yağışlı geçtiği Ekvatoral bölgede çay tarımının daha yaygın olması beklenmez miydi? İşte bu nedenledir ki Doğu Karadeniz kıyılarında çay tarımının yapılabilmesinin temel nedeni yağış rejiminin düzenli olması değil, yağış miktarının bol, sıcaklık ve nem koşullarının uygun olmasıdır. 

Dünyanın Geoit Olması İle Küresel Olmasının Sonuçları Aynı mıdır?
Geoit dünyanın kutuplardan basık Ekvatordan şişkin şeklini ifade eder.Dünyanın Ekvatorda hızlı, kutuplarda yavaş dönmesi bu kendine özgü şeklin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünyanın bu özelliğine bağlı olarak kutuplar yarıçapı ekvator yarıçapından kısadır. Kutuplardaki yerçekimi ekvatordakinden fazladır. Ancak, güneş ışınlarının düşme açısının kutuplara doğru küçülmesi ve buna bağlı olarak sıcaklığın azalması, meridyen yaylarının kutup noktalarında birleşmesi, haritaların hatalı bir şekilde düzleme aktarılması, dünyanın çizgisel dönüş hızının kutuplara doğru azalması ve iklim kuşaklarının ortaya çıkması gibi sonuçlar küreselliğe bağlıdır.

Endüstri Bitkilerinin Sınıflandırılması!...
Endüstri bitkilerinin sınıflandırılmasında kapsam çoğunlukla sınırlı tutuluyor...Türk dil kurumu sözlüğünde “sanayi: hammaddeleri işlemek için kullanılan yöntemlerin tümü ve araçların bütünü diye tanımlanmaktadır.” Birçok kaynakta endüstri bitkisi olarak değerlendirilen pamuk, şekerpancarı, tütün, çay, ayçiçeği, zeytin, keten, kenevir, haşhaş, anason, gül gibi tarım ürünleri genelde sanayide işlendikten sonra kullanılmaktadır.Ancak şu da bir gerçektir ki günümüzde pekçok tarım ürünü sanayinin değişik dallarında hammadde olarak kullanılmaktadır.Dolayısıyla bunlar da endüstri bitkisi olarak kabul edilemez mi? Örneğin; soya, fındık, mısır bitkisel yağ üretiminde, üzüm rakı ve şarap üretiminde, arpa ve şerbetçiotu bira üretiminde, birçok bitki ilaç, kozmetik ve şampuan üretiminde, buğday bisküvi ve makarna üretiminde, dolayısıyla da sanayideki yöntemlerle işlenerek tüketime sunulmaktadır.Bu nedenle bazı tahıl türleri, meyve ve sebzeler ile yağ bitkileri de endüstri bitkisi olarak değerlendirilemez mi?...

Fiziki Haritalarda Farklı Renk Tonları Yerşekillerini mi, Yükseltiyi mi Gösterir?
Pek çok kaynakta fiziki haritalarda renklerin yer şekillerini gösterdiği belirtilmekte ve yeşil renk tonlarının ovaları, kahve renk tonlarının ise dağları gösterdiği ifade edilmektedir. Bu kesinlikle yanlış bir bilgidir. Çünkü, fiziki haritalarda renkler yükselti ve derinlik basamaklarını gösterir. Aksi takdirde, aynı yer şekli olan ovalarımızdan, Çukurova ( yeşil ), Konya ( sarı ), Erzurum ( kahve ) renk tonu ile gösterilebilir mi? Bu ovalarımızın deniz seviyesinden yükseltileri farklı olduğundan, fiziki haritalarda gösterildikleri renk tonları da farklıdır. Fiziki haritalarda yeşil renk 0-500 metre arası yükseltileri, sarı renk 500-1000 metre arası yükseltileri, kahve rengi ise 1000 metreden fazla olan yükseltileri gösterir. Mavi ve tonları ise derinlikleri gösterir.

Gün ile Gündüz Eş Anlamlı mıdır?
Gün, 24 saatlik zaman dilimini ifade eder ve dünyanın her yerinde bir günün süresi 24 saattir. Oysa gündüz 24 saatlik zamanın sadece bir bölümünü, yani güneşin doğuşu ile batışı arasındaki süreyi ifade eder. Bu nedenle gündüz yerine gün ifadesinin kullanılması doğru değildir.

Güneşlenme Süresi Akdeniz Bölgesinde mi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde mi Fazladır?
Bir bölgedeki güneşlenme süresi iki etkene bağlıdır; gündüz süresi uzunluğu ile yağışlı gün sayısının fazla ya da az olmasına, yani bulutlu gün sayısına bağlıdır. Türkiye’de güneşlenme süresi denince nedense çoğu kişinin aklına genelde Akdeniz Bölgesi gelir. Sanırım bu bölgenin kıyılarında kıyı turizmi sezonunun uzun olması ve yaz mevsiminde yoğun bir turist akınına sahne olması böyle bir yanılgıya yol açmaktadır. Türkiye’de güneşlenme süresinin en uzun olduğu bölge yılda yaklaşık 3200 saat ile Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Çünkü Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin gündüz süresi uzunlukları enlemlerine bağlı olarak aynıdır. Ancak Güneydoğu Anadolu karasallık nedeniyle daha az yağış alır ve güneşli gün sayısı daha fazla yağış alan Akdeniz Bölgesine oranla fazladır. 

Her Yayla Plato mudur?
Yayla terimi çoğu kez plato ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak her iki kavram aynı şeyi ifade etmez. Plato; akarsuların derine doğru yardığı, yüksek düzlükleri ifade eden bir yer şekli terimidir. Oysa; yayla, insanların yaz mevsiminde hayvanları otlatmak üzere geçici olarak konakladıkları ot bakımından zengin, serin yüksek yerleri ifade eden, bir geçici yerleşme yeridir. Ve yaylalar da akarsular tarafından derine doğru yarılmış geniş düzlük olma özelliği olmayabilir. Bu nedenle, platolar yayla olarak değerlendirilebilir, ancak her yayla plato olarak değerlendirilemez. 

İngiltere’de Çay Yetişir mi?
Bilindiği gibi, İngiliz patentli çay markaları oldukça yaygındır; Lipton, Sir Winston Tea gibi. Ayrıca, İngilizlerin beş çayı ünlüdür. Ayrıca İngiltere’de Türkiye’nin Doğu Karadeniz Kıyılarındakine benzer “ Ilıman okyanus “ iklim özellikleri görüldüğünden çoğu insan İngiltere’de çay tarımı yapıldığını sanır. Oysa gerçekte İngiltere’de çay tarımı yapılmaz. Zira İngiltere’nin yer aldığı enlemlerin sıcaklık derecesi çayın yetişmesine uygun değildir. Peki, öyleyse İngiliz çayları nasıl dünyaca ünlenmiştir? Bunun cevabı; Hindistan, Seylan, Endonezya, Malezya, Singapur, Tayvan gibi çayın anavatanı olan pek çok ülkenin bir zamanlar “ güneşin batmadığı imparatorluk olarak bilinen İngiltere’nin” sömürgeleri olmasında gizlidir. İngilizler bu dönemde çayla tanışmış; yapımı ve işlenmesi konularında iyice uzmanlaşmıştır. Misafirlerini beş çayı ile ağırlamaları da bu dönemden kalma bir alışkanlıktır. İngiliz çaylarının ünü buradan gelmektedir. Günümüzde, İngilizlerin çay işleme ve yapım teknikleri bir hayli gelişmiştir. İngiltere çayı, çayın yetiştiği ülkelerde işleyip paketleyerek satar. Ancak İngiltere’de çay yetişmez. 

Karadeniz Bölgesinin En Gelişmiş Limanı Sinop mudur?
Denizin içeriye doğru girinti yaptığı korunaklı körfez ve koylar doğal liman olarak nitelendirilir.Zira yerşekillerinin konumu nedeniyle şiddetli rüzgar ve fırtınalar bu tür yerlerde fazla etkili olmadığından; buralar gemilerin yanaşıp yükleme ve boşaltma yapmalırına uygundur. Bu özelliğe sahip limanlar "doğal liman" olarak nitelendirilir. İşte Sinop şehri Karadeniz Bölgesinde bu özelliğe tek doğal limandır. Ancak yakın çevresinde dağlar kıyıya yakın ve parelel uzandığından; yani yerşekilleri engebeli olduğundan, iç kısımlarla kara ve demiryolu bağlantısı gelişmemiştir.Yani hinterlandı dardır. Bu nedenle Sinop, bölgedeki tek doğal liman olmasına karşın, bölgenin en gelişmiş limanı değildir.Demek ki bir limanın gelişmesinde hinterlandının geniş olması; yani iç bölgelerle kara ve demiryolu ulaşımının kolay olması daha önemli bir etkendir.Bu nedenle Karadeniz Bölgesinin en gelişmiş limanı Sinop değil Samsun'dur.

Kurak Hava Olur mu?
Kuraklık, yağış azlığı ve aşırı sıcaklığa bağlı olarak toprakta meydana gelen su kaybını ifade etmektedir. Bu nedenle;kuraklık ifadesi hava için değil de, yeryüzündeki arazi için ifade edilen bir kavramdır. Dolayısıyla doğrusu kuru hava olmalıdır.

Kuraklık mı Sıcaklığı Artırır, Sıcaklık mı Kuraklığı Artırır?
Kuraklık yağış azlığından çok topraktaki su kaybını ifade eden bir terimdir. Örneğin Türkiye'de en az yağış alan bölge İç Anadolu olduğu halde, en kurak bölge Güneydoğu Anadolu'dur. Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu Bölgesinden fazla yağış aldığı halde, yaz mevsiminin daha sıcak geçmesi nedeniyle buharlaşma, yani topraktaki su kaybı daha fazladır. Bu nedenle en kurak bölgedir. Bu bölgenin yaz mevsiminde çok sıcak olması buharlaşmaya bağlı bir sonuç değildir.Aksine yaz mevsimi çok sıcak geçtiği için buharlaşma fazladır.

Matematik İklim Kuşağı ile Matematik Sıcaklık Kuşağı Aynı Şey midir?
İklim denince ;sadece sıcaklık anlaşılamaz. Basınç ve rüzgar, nem ve yağış da iklim elemanları arasındadırlar. Bu nedenle iklim kuşağı denildiğinde, yeryüzünde görülen farklı iklim tipleri anlaşılır. Ancak pek çok kaynakta matematik iklim kuşağı ifadesi ile matematik sıcaklık kuşakları gösterilmektedir. Matematik sıcaklık kuşaklarının oluşumunda;dünyanın eksen eğikliği esas alınarak 0°-23°27¯ arası sıcak kuşak, 23°27¯- 66°33¯enlemleri arası ılıman kuşak, 66°33¯- 90° enlemleri arası soğuk kuşak olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla matematik sıcaklık kuşaklarının matematik iklim kuşağı olarak ifade edilmesi yanlıştır. 

Mevsimlere Göre Sıcaklık ifadesi!
Kış mevsiminde; sıcaklık değerlerinin 0 °C’nin altına düştüğü günler soğuk, 0 °C’nin üstünde olduğu günler ise ılık kabul edilir. Yaz mevsiminde ise; sıcaklık değerlerinin 20 °C’nin üzerinde olduğu günler sıcak, 20 °C’nin altında olduğu günler ise serin olarak kabul edilir. Bu nedenle yaz mevsimi için ılık ve soğuk, kış mevsimi için serin ve sıcak ifadelerinin kullanılması yanlıştır. Örneğin “Akdeniz Bölgesinde kış mevsimi sıcak geçer” ifadesi yanlştır. Aynı şekilde “Doğu Anadolu Bölgesinde yaz mevsimi soğuk geçer” ifadesi de yanlıştır. İşte bu nedenle soğuk ve ılık ifadeleri kış mevsimi sıcaklıkları için, sıcak ve serin ifadeleri ise yaz mevsimi sıcaklıkları için kullanılmalıdır. 

Tarih Değiştirme Çizgisi İle İlgili İfadeler!...
Başlangıç meridyeni ile 180 doğu meridyeni arasında 12 saat, başlangıç meridyeni ile 180 batı meridyeni arasında da 12 saatlik zaman farkı vardır.Bu nedenle 180 meridyeninin doğusu ile batısında yer alan iki nokta arasında ( 12 saat + 12 saat ) tam 24 saatlik, yani bir günlük zaman farkı vardır.Dolayısıyla 180 meridyeninin her iki tarafında aynı anda farklı tarihler yaşanmaktadır.Bu nedenle 180 meridyeni tarih değiştirme çizgisi olarak nitelendirilir ve bu çizgi aşıldığında tarih değişikliği yapılır.

İngiltere’den geçen 0 meridyeninden ( başlangıç meridyeni ) 180 doğuya doğru olan yarımküreye Doğu Yarımküre, 0 meridyeninden 180 batıya doğru olan yarımküreye ise Batı Yarımküre denir.Tarih değiştirme çizgisi Batı Yarımküreden Doğu Yarımküreye ( Amerika’dan Asya’ya ) doğru aşıldığında tarih bir gün ileri alınır.Tarih değiştirme çizgisi Doğu Yarımküreden Batı Yarımküreye ( Asya’dan Amerika’ya ) doğru aşıldığında ise tarih bir gün geri alınır.

Unutulmamalıdır ki Doğu ve Batı Yarımküre kavramları ile doğuya doğru, batıya doğru ifadeleri farklı şeylerdir.Bu nedenle, “tarih değiştirme çizgisi batıdan doğuya doğru aşıldığında tarih bir gün ileri, tarih değiştirme çizgisi doğudan batıya doğru aşıldığında tarih bir gün geri alınır” ifadesi yanlıştır.

Türkiye’de Nüfus Dağılışının Düzensiz Olmasının Nedeni?
Birçok kaynakta Türkiye’de nüfus dağılışının nedeni olarak iç göçler olarak gösterilmektedir. Elbette Türkiye’de nüfus dağılışının düzensiz olmasında iç göçlerin etkisi vardır. Bu durum Marmara ve Ege bölgelerinde özellikle belirgindir. Zira sanayi tesislerinin buralarda yığılması iş imkânlarını artırmış; bu da buraların iç göçlerin çekim merkezi olmasını sağlamıştır. Benzeri durum sanayinin geliştiği diğer kentlerimiz için de geçerlidir; Adana, Mersin, Ankara gibi… Ancak, sanayileşmeye bağlı bu iç göçler olmasaydı; acaba Türkiye’deki nüfus dağılım düzenli olur muydu? Hayır, düzenli olmazdı. Nüfusumuz şimdikinden az olsa veya iç göçler yaşanmasa bile nüfus dağılışı gene düzensiz olurdu. Zira nüfus dağılışında yüzey şekilleri, iklim koşulları, su kaynakları, toprak verimliliği, ulaşım olanakları gibi birçok etmen belirleyicidir. Yani, iç göçler yaşanmasa veya nüfusumuz şimdikinden daha az olsa bile, iklim koşullarının elverişli olduğu kıyı kesimleri ile yüzey şekillerinin daha uygun olduğu yöreler daha yoğun olurdu. 

Türkiye’nin Rüzgar Gülünde, Rüzgar Esme Yönünün Gösterilmesi!...
Rüzgarın esme yönü,rüzgarın estiği merkeze,ya da rüzgarın esme yönünü belirleyecek kişiye göre olmalıdır.Böyle düşünülüp çizilmeyen Türkiye’nin rüzgar gülünde yanlış algılanabilecek sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle,Türkiye’nin rüzgar gülünde, rüzgar esme yönlerinin merkezden çevreye doğru verilmesi yanlıştır.



Türkiye’deki rüzgarların yukarıdaki gibi isimlendirilmesi yanlıştır. Çünkü Türkiye’de rüzgarların isimlendirilmesi “esmeye başladığı yerin bulunulan yere göre konumu” göz önüne alınarak yapılır..Bu nedenle bulunulan yere kuzeybatıdan esen rüzgara karayel, güneybatıdan esen rüzgara ise lodos denir. Oysa yukarıdaki şekilde güneydoğudan esen rüzgara karayel, ( doğrusu keşişleme) kuzeydoğudan esen rüzgara ise lodos ( doğrusu poyraz ) denilmiştir ki bu kesinlikle yanlıştır.
Bu nedenle Türkiye’nin rüzgar gülünde, rüzgar esme yönlerinin aşağıdaki gibi gösterilmesi gerekir.



Türkiye'de Kahve Yetiştirilir mi?
Türk kahvesi" deyimi dünya literatürüne geçmiştir; ancak ünlenen kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir. Çünkü Türkiye'de kahve bitkisi yetiştirilmez.Zira, Türkiye'nin iklim koşulları kahve üretimine uygun değildir. Peki "Türk kahvesi" deyimi nereden gelmektedir? Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde Suudi Arabistan, Yemen, Mısır gibi kahve yetiştirilen ülkeler devletin sınırları içerisinde bulunuyordu. İşte o dönemde adı geçen yerlerden getirilen kahve çekirdeklerine bağlı olarak kahve yapımı giderek ün kazanmış ve bu literatüre "Türk Kahvesi" olarak geçmiştir. Yani kısacası ünlü olan kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir

Türkiye'deki İklim Çeşitliliğinin Nedeni Orta Kuşakta Yer Alması Veya Dört Mevsimin Yaşanması mıdır?
Bir ülke yada bölgede iklim çeşitliliğinin iki nedeni olabilir. Ya ülkede enlem farkı fazladır; yani ülke kuzey-güney yönünde geniş yer kaplıyordur.Buna bağlı olarak iklim çeşitliliği fazladır.Şili' deki gibi. Ya da ülkenin özel konum koşulları çeşitlilik gösteriyordur. Türkiye'nin kuzeyi ile güneyi arasındaki enlem farkı ( 42° - 36° = 6° ) iklimi çeşitlendirecek kadar fazla değildir. Dolayısyla iklim çeşitliliğini tek başına açıklayamaz.Orta kuşakta yer alma, iklim çeşitliliğine yol açsaydı; Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, İsviçre, Macaristan, Avusturya gibi orta kuşak ülkelerinin tümünde iklim çeşitliliğinin fazla olması gerekirdi. Türkiye'de iklimi çeşitlendiren asıl etken özel konum koşullarıdır.Yani Türkiye'nin üç yandan denizlerle çevrili olması, kuzey ve güney kıyılarda sıradağların kıyıya parelel uzanması, batıdan doğuya gidildikçe yükseltinin artması ve yüzey şekillerinin kısa mesafelerde çok değişmesi iklimi çeşitlendiren temel etkendir.Elbette iklim çeşitliliğinde matematik konum da etkilidir, ancak özel konum daha belirleyicidir.

Ülkelerin Uyguladıkları Nüfus Politikalarının Sınıflandırılması!
Bazı kaynaklarda ülkelerin uyguladıkları nüfus politikaları aşağıdaki şekilde ifade edilmektedir. 1.Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik olarak uygulanan nüfus politikası. Çin ve Hindistan gibi ülkelerde uygulanan nüfus politikası. 2.Nüfus artış hızını yükseltmek için uygulanan nüfus politikası. Son zamanlarda nüfusu hızla azalan Avrupa ülkelerinin uyguladığı nüfus politikası. 3.Nüfusun nitelik ve niceliğini iyileştirmek amacıyla uygulanan nüfus politikası. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin ( Türkiye gibi ) nüfus politikası. Burada ki bilgi bilimsel anlamda ve pratikte doğru mudur? İster gelişmemiş, ister gelişmekte, isterse gelişmiş olsun; ülkeler niye nüfus politikası uygular. Doğal ve beşeri kaynaklar ile nüfus arasındaki hassas dengenin sağlanması, dolayısıyla uzun süreçte nüfusun nitelik ve niceliklerini iyileştirmek ülkelerin tümünde temel hedef değil midir? Nüfusunun niteliklerini iyileştirmek istemeyen ülke var mıdır? Nüfusunun artış hızını düşürmeye çalışan Çin ve Hindistan, bu uygulamayı, nüfusunun niteliklerini iyileştirmek, halkına daha iyi bir yaşam standardı ve gelecek sunmak için yapmıyor mu? Hızlı nüfus artışının yarattığı; işsizlik, aşırı tüketim, konut sıkıntısı, kirlilik, yetersiz beslenme ve elverişsiz eğitim şartlarını düzeltme gibi amaçlarla yapmıyor mu bütün bu çalışmaları? Türkiyenin uyguladığı nüfus artış hızını azaltma politikasının amacı Çin ve Hindistandakinden farklı mıdır? O halde Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerin ( 1. ve 3. gruptaki ülkelerin ) nüfus politikaları ve amaçları aynı olmuyor mu? Gelişmekte olan ülkeler; ekonomik kaynakları ile nüfus arasındaki dengeyi sağlamak, yaşam standartlarını yükseltmek, nüfusunun niteliklerini iyileştirmek, Gelişmiş ülkeler ( Avrupa ülkeleri gibi ); ise sahip oldukları ekonomik kaynakları iyi kullanacak, geliştirecek dinamik nüfusa sahip olmak için nüfus artış hızını yükseltme politikaları uygular. Bu nedenle; Dünyada uygulanan nüfus politikalarının; 1-.Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik olarak uygulanan nüfus politikası; Çin, Hindistan, Türkiye v.b 2.Nüfus artış hızını yükseltmek için uygulanan nüfus politikası; Almanya, İngiltere, Fransa v.b şeklinde sınıflandırılması gerekir. 

Yazı Yağışlı Geçen Muson Ükelerinde Buğday ve Pamuk Nasıl Yetiştirilir!..
Bilindiği gibi Hindistan, Pakistan, Bangladeş gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde muson iklimi görülür. Bu iklimde yazlar yağışlı, kışlar kurak geçer. Peki nasıl oluyor da pamuk, buğday gibi yaz sıcaklığı ve kuraklığı isteyen tarım ürünleri bu iklimde yetiştirilebilmektedir. Birincisi; Muson ikliminin görüldüğü bu ülkeler dönencelere yakın olduğundan kurak geçen kış mevsiminin sıcaklık ortalamaları yüksek olup buğday ve pamuk gibi tarım ürünlerinin yetişmesine uygundur. İkincisi; geniş alan kaplayan bu ülkelerde karasal iklimin etkili olduğu bölgeler vardır. Ve bu tarım ürünleri de karasal iklim bölgelerinde yetiştirilebilmektedir.

Yerçekimi Kutuplara Gidildikçe Düzenli Olarak Artar mı?
Dünya'nın kutuplardan basık ekvatordan şişkin geoit şekli nedeniyle yer çekimi kutuplarda fazla ekvatorda azdır. Çünkü bu basıklık nedeniyle kutup bölgeleri yerin merkezine daha yakındır. Ancak bir noktanın yer çekimi sadece dünya'nın geoit şekliyle açıklanamaz. Zira yükseklere çıkıldıkça yer çekimi azalır.Yükselti ve yer şeki lleri ile kara ve deniz dağılışı ekvatordan kutuplara doğru düzenli bir dağılış göstermediğinden yer çekimininde kutuplara gidildikçe düzenli azalması söz konusu olamaz. 

Yüksek ve Alçak Basıncın 1013 Milibarlık ( 760 mm ) Basınç Değeri Esas Alınarak Değerlendirilmesi Doğru mudur?
45 kuzey enleminde,15 sıcaklıkta ve deniz seviyesinde 1013 milibara eşit olan basıncı normal kabul ederek;bu değerin üzerindeki basınca yüksek basınç, bu değerin altındaki basınca alçak basınç denilmesi doğru bir yaklaşım değildir.Çünkü alçak ve yüksek basınç kavramları ancak çevresindeki basınç değerleri esas alınarak doğru yorumlanabilir.
Zira basınç değeri 1013 milibarın altında olduğu halde yüksek basınç merkezi konumunda olan yerler olduğu gibi,basınç değeri 1013 milibardan fazla olduğu halde alçak basınç merkezi olan yerler de vardır.Yine herhangi bir yerin basıncı da değişebilmektedir.Örneğin Anadolu Yarımadası, çevre denizlere göre kış mevsiminde yüksek basınç alanı konumunda iken;yaz mevsiminde çevre denizlere göre alçak basınç merkezi konumundadır.Bundan Anadolu Yarımadasındaki basınç değerlerinin kış mevsiminde 1013 milibardan fazla,yaz mevsiminde ise 1013 milibardan az olması anlaşılmaz.Anlaşılması gereken şey, Anadolu Yarımadasındaki basınç değerlerinin kış mevsiminde çevre denizlere göre daha fazla, yaz mevsiminde ise daha az olduğudur.

Bu nedenle doğrusu şöyle olmalıdır.Basınç değeri çevresine göre fazla olan yerlere yüksek basınç alanı ( antisiklon ), basınç değeri çevresine göre az olan yerlere ise alçak basınç alanı ( siklon ) denilmelidir.

Yükselti ile Yer şekilleri Aynı Şeyi mi İfade Eder?
Bir noktanın deniz seviyesinden yüksekliği “yükselti” olarak ifade edilir. Bir yerin yüksekliği o yerin yer şekilleri hakkında kesin bilgiler vermez. Zira yer şekilleri denildiğinde dağ, tepe, vadi, ova, plato, çukur, boyun v.s anlaşılır. Ve aynı yer şekilleri farklı yüksekliklerde yer aldığı gibi farklı yer şekilleri de aynı yüksekliklerde yer alabilir. Örneğin Ege Bölgesinde yer alan Büyük Menderes Ovasının yükseltisi 50 metre civarında iken, İç Anadolu Bölgesindeki Konya Ovasının yükseltisi 900 metre, Doğu Anadolu Bölgesindeki Erzurum Ovasının yükseltisi 1800 metre civarındadır. Yine Batı Anadolu’daki bazı dağların yüksekliği Doğu Anadolu’daki ovalardan daha azdır. Örneğin, hidroelektrik enerji potansiyelinin; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Marmara Bölgesindekinden yüksek olmasında yer şekillerinin farklılığı değil, yükselti ortalamalarının farklı olması neden olmuştur. Çünkü her iki bölgede yer şekilleri özellikleri benzerdir. Bu nedenle “yükselti” ile “yer şekilleri” farklı şeylerdir. Dolayısıyla yükselti ile yer şekillerinin etkileri de farklıdır.

Coğrafyanın Bilinmeyenleri

Kategori: Genel Cografya

  • ABD’de Yellowstone’deki on bir gayzerden birine “eski sadık dost” denir. Çünkü bu gayzer şaşılacak bir düzenle, her altmış beş dakikada bir ve tam dört buçuk dakika süreyle, bir kaynar su ve buhar sütununu havaya fışkırtır. Her fışkırtmadan önce davul gümbürtüsünü andıran boğuk bir uğultu duyulur, sonra da köpüklü sular 50 metreye kadar fışkırır. Aynı parkta bulunan ve “dev” ismiyle anılan gayzerin fışkırma süresi ise bir saati aşar. Ancak suları 75 metreye kadar ulaşan bu gayzer haftada bir kez fışkırır. Suyun içindeki minerallere bağlı olarak zeminde oluşan sarı renkli çökelmiş sarı rengindeki kayaçlardan dolayı “yellowstone” denilmektedir.
     
  • Golf Stream akıntısı, Meksika Körfezinden doğduğu için İngilizcede “körfez akıntısı” anlamındaki bu isimle anılmıştır. Genişliği 50 kilometreyi, derinliği 1000 metreyi bulan akıntının akış hızı saatte 4–5 kilometre civarındadır. Yaz kış hep sıcak olan bu akıntı Batı Avrupa kıyılarının ılıman bir iklime sahip olmasında önemli bir etkiye sahiptir.
     
  • ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Kaliforniya Çölü “ölüm vadisi” olarak ta bilinir. Deniz seviyesinden 85 metre aşağıda bulunan bu mekân ABD’nin keşfedilmesinden sonra altın arayıcılarının gözde mekânı olmuştur. “Altına hücum” devrinde altın bulmak için yollara düşen maceracıların çoğu susuzluk, güneş çarpması ve soğuk nedeniyle ölmüştür. Bu nedenle bu bölgeye “ölüm vadisi” denilmiştir.
     
  • Dünyanın çekim kuvveti cisimleri kendine çeker. Bu nedenle uzaya gönderilen cisimlerin yerçekiminin etkisinden kurtulması gerekir. Saatte 29.000 kilometre hızla giden bir roketten fırlatılan bir uydu dünya çevresindeki yörüngesine otururken, saatte 29.000 kilometreden daha düşük hızla giden roket dünyanın çekim kuvvetten kurtulamaz ve dünyaya geri düşer. Saatte 40.000 kilometre hızla giden bir roket ise dünyanın çekim kuvvetinden kurtulduğu için uzaya gidebilir.
     
  • Afrika kıtasındaki volkanik Klimanjaro Dağı “ışıldayan dağ” diye bilinir. Çünkü geniş ve ıssız bir yaylanın ortasında tek başına yükselir. Kalıcı kar ve buzla örtülü pırıl pırıl zirvesi kilometrelerce uzaktan seçilir. Bu haliyle gözleri kamaştırıp, göreni büyülediğinden bu dağ yerli dilinde “ışıldayan dağ” diye bilinir. Masai yerlileri ise bu dağı tanrının evi ( ngai ngai ) olarak nitelendirir.
     
  • ABD’nin geçmişini New York şehri kadar iyi simgeleyen başka bir şehir yoktur. New York 70 farklı ulustan oluşur, dünyanın en büyük zenci kentidir. İtalya toprakları dışında kurulmuş en büyük İtalya kentidir.1626 yılında Hollandalılar tarafından “Yeni Amsterdam” ismiyle kurulan kent daha sonra İngiliz ve İtalyanların eline geçmiştir. Bu kentte yaşayan Yahudi sayısı İsrail devletindekine eşittir.
     
  • İzlandanın başkenti Reykjavik yerli dilinde “dumanlı körfez” anlamına gelmektedir. Kentin çevresinde çok sayıda gayzer bulunduğundan yılın önemli kısmında kent dumanlar içerisindedir. Bu nedenle kente dumanlı körfez anlamına gelen Reykjavik ismi verilmiştir.
     
  • İstanbul halici, bir boynuz gibi kıvrıldığı için yabancılar tarafından “altın boynuz” ( golden horn ) olarak ifade edilmektedir.
     
  • Avrupa’nın kuzeyinden Asya’nın doğusuna kadar uzanan “tayga ormanları” 8 milyon kilometrekarelik alanı ile dünyanın en geniş ormanı olup, ekvatoral bölgenin yağmur ormanlarından daha geniş yer kaplar.
     
  • Lut Gölünde % 26’yı bulan tuzluluk nedeniyle insan hiç kımıldamadan ve de yüzmeden suyun üstünde durabilir.
     
  • 1020 yılında Amerika’ya ulaşan Vikingler, buradaki yerli halkların kırmızı rengi çok sevdiklerini ve topraktan elde ettikleri boyalarla yüzlerini kırmızıya boyadıklarını görmüşlerdi. Bu nedenle bu esmer derili insanlara “kızıl adamlar”, “kızıl derililer” ismini takmışlardır.
     
  • “Menderes” ismi Türkiye’nin Ege Bölgesindeki Büyük Menderes Nehrinin çizdiği büklümlerden alınarak, coğrafya literatürüne geçmiştir.
     
  • “Atlas” ismi dünyayı omuzları üstünde taşıdığı düşünülen mitolojik Yunan tanrısına binaen 1595’te Mercator’un yayınladığı dünya haritaları takımına verdiği isimdir.
     
  • “Himalaya” ismi Sanskritçede “onun evi” ( him=onun, alaya=evi ) anlamına gelmektedir.
     
  • “Nederland” Flamancada alçak ülke anlamına gelmektedir. Çünkü Hollanda topraklarının % 60’ı denizin doldurulmasıyla kazanıldığından, ülkenin hiçbir noktasının yükseltisi 300 metreden fazla değildir. Hatta % 27’si deniz seviyesinin altındadır.
     
  • Volkan ismi İtalya’daki Sicilya Adasının kuzeyinde yer alan Eloiata takımadalarında bulunan “Vulcano” yanardağından ( roma ateş tanrısı Vulcanusa binaen ) gelmektedir.
     
  • Havanın insan üzerine yaptığı itme kuvveti ( basınç ) hissedilemez, çünkü insan vücudu da havayı aynı kuvvetle dışarı doğru itmektedir.
     
  • Ham petrol arıtma için 400 °C’ye kadar ısıtılınca buhar haline dönüşür. Isıtılan ham petrol buhar ayrıştırma kolonundan yukarı doğru çıktıkça soğur ve farklı sıcaklıklarda ayrışarak 340 °C’de mazot, 260 °C’de gazyağı, 180 °C’de benzin, 110 °C’de gaz elde edilir.
     
  • Kalorifer peteği gibi ısıtıcıların pencerelerin altına konulmasının nedeni, dışarıdan gelen soğuk havayı ısıtmasıdır. 
     
  • Dünyanın Güneşten aldığı enerji miktarı, 100 milyonun üzerinde elektrik santralinin ürettiği enerji miktarına eşittir.
     
  • Doğu Yarımküredeki tropikal siklonlara “tayfun” denir. Çince taifung kelimesinden gelen bu sözcük “büyük rüzgâr” anlamına gelmektedir.
     
  • “Everest Dağı” ismini, 1852’de ekibiyle buranın Dünyanın en yüksek dağı olduğunu keşfeden İngiliz dağcı Sir George Everest’ten almıştır.
     
  • Karayolu taşımacılığında Türkiye 23.300 araçla birinci, Almanya 21.200 araçla ikinci, İngiltere 12.400 araçla üçüncü, Fransa 10.900 araçla dördüncü sırayı alır.
     
  • İrlanda ılıman iklimin etkisinde olduğundan yıl boyunca yağış alır. Bu nedenle sürekli yeşil çayırlarla kaplı olup “zümrüt ada” olarak nitelendirilir.
     
  • Sömürgecilik döneminde Portekiz’in başkenti Güney Amerika kıtasındaki “Rio de Janerio”’idi.
     
  • Dünya atmosferine bir günde giren akanyıldız ( göktaşı ) sayısı 75.000.000 civarındadır.
     
  • Amazon Nehrinin ismi kadın savaşçı anlamındaki amazondan gelmektedir. 1541’de nehir boyunca yolculuk yapan Orellana adındaki bir İspanyol gezgin, yolculuğu boyunca pek çok kadın savaşçıyla çarpıştığından nehre Yunan mitolojisinde kadın savaşçı anlamına gelen “Amazon” ismini vermiştir.
     
  • Orta Asya’daki Taklamakan Çölünün ismi Çincede “giden gelmez” anlamındadır.
     
  • ABD, Kanada sınırındaki Niagara Çağlayanı 29 Mart 1848’de buzlar Ontario ırmağının akışını engellediğinden 30 saat süreyle akmamıştır.
     
  • Kanyon sözcüğü İspanyolca “boru” ya da “tüp” anlamındaki cana sözcüğünden gelir. Kanyon bir ırmağın kayaları oyarak açtığı derin, dik duvarlı vadi anlamındadır. 1776’da Francisco Garces adlı bir İspanyol papaz kırmızı çamurundan ötürü bu nehre İspanyolcada “kırmızı” anlamına gelen “Colorado” ismini vermiştir. 1600 kilometre uzunluğundaki Colorado Kanyonuna “büyük kanyon” ismi ise tek kollu coğrafyacı John Wesley Powell tarafından konulmuştur. Powell ve ekibi büyük kanyonu 98 günde aşmış ve ölümden zor kurtulmuştur.
     
  • “Karst” kelimesi, Hırvatistan’ın kuzeybatısında bulunan ve krs, kras=taş anlamına gelen yayladan alınmadır. Slavca bir kelime olup, bu tür araştırmalar önce bu bölgede yapıldığından tüm dünyada bu tür araziler için “kars, karstik” sözcükleri kullanılmıştır.
     
  • Hortumlar o kadar güçlüdür ki kurbağa, balık ve kuşları yutup sonra bunların yağmur gibi düşmesine yol açabilir. 1978’de İngiltere’de kaz, 1994 yılında Avustralya’da oluşan şiddetli bir fırtına sonucu yüzlerce tatlı su balığı yağmıştır.
     
  • Çok yağış alan tropikal bölgelerde sel baskınlarından korunmak için evler yüksek direkler üzerine kurulur.
     
  • Sahra çölündeki “siroko” rüzgârı buradaki kumları kaldırarak uzak mesafelere taşınmasına neden olur. Bu durum uzak mesafelerde, örneğin İngiltere ve İsviçre gibi ülkelerde kızıl renkli kar ve yağmur yağışlarına neden olmuştur.
     
  • Tropikler arası dışındaki bölgelerde yağışlar genelde kar olarak başlar, alçaldıkça ısındığından yağmura dönüşür.
     
  • Kutuplarda yaşayan hayvanların ( kutup ayısı, penguen, kutup tilkisi ) kalın ve yalıtıcı yağ ve tüy katmanları sıcağı içeride, dondurucu soğuğu dışarıda tutmaya yarar. Bu nedenle dış ortama göre vücut sıcaklıklarının değişmemesi onları aşırı soğuktan korur.
     
  • Yeryüzündeki buzun % 99’u Antarktika Kıtası ve Grönland adasında bulunur.
     
  • 909 m³ /sn’lik yıllık ortalama akımıyla Fırat, Türkiye’nin en bol akımlı nehri iken, Dicle 629 m³ /sn’lik ortalama akımla ikinci sıradadır.
     
  • Cebelitarık adı; M.S 711’de bölgeden geçen Arap komutan Tarık Bin Ziyad’ın ismine binaen yöredeki bir dağa Cebel el Tarık “Tarık dağı” denilmiştir. Bu isim sonraları Cebelitarık şekline dönüşerek ülkenin ismi haline gelmiştir. 
     
  • Fırat 127.000 km²’lik su toplama havzasıyla Türkiye’nin en geniş havzalı nehridir.
     
  • Danimarka’nın başkenti “Kopenhag” şehrinin adı bu dilde tüccar limanı anlamına gelen “kopenhavn” sözcüğünden gelir.
     
  • Faröe adaları; Danimarkacada “uzak adalar” anlamına gelmektedir. 
     
  • Ekvatoral bölgedeki “yağmur ormanları” dünya yüzölçümünün % 10’nunu kaplamasına karşın, tüm dünyadaki hayvan ve bitki türlerinin % 50-70’ini bünyesinde bulundurmaktadır.
     
  • Trias devrinde Pangea adı verilen tek ve çok büyük bir kıta vardı. Kretase devrinde ise Pangea’nın bölünmesiyle yeni kıtalar oluşmuştur.
     
  • Kutup yaşamına en iyi uyum sağlayan hayvanların başında Güney kutbunda yaşayan imparator pengueni gelmektedir. Bu hayvanlar – 60 °C’de yumurtlamaktadır.
     
  • Amerika’daki tornado rüzgârlarının hızı saatte 1000 kilometreyi bulmaktadır. ABD’de 1970 yılında meydana gelen bir tornado 400.000 can almıştır.
     
  • Himalaya Dağlarının 4000 metre yüksekliğindeki kesimlerinde sıcaklık – 40 °C’ye kadar düştüğünden sular 8 ay boyunca donar.
     
  • Dünyanın en büyük ekonomileri; ABD, Japonya, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada’dır.
     
  • İsveç’in başkenti Stockholm çok sayıda kanal ve köprüye sahip olduğu için “kuzeyin Venedik’i” olarak nitelendirilir.
     
  • “Ukrayna” Slavca sınır ülkesi anlamına gelmektedir.
     
  • Arjantin’deki uçsuz bucaksız otlaklarda ( pampalarda ) atlarıyla sürü çobanlığı yapanlara “gaşo”, Kuzey Amerika’da aynı şekilde sürü çobanlığı yapanlara ise “kovboy” denir.
     
  • Kıtalar mantodan hafif oldukları için mantonun içine gömülmezler, aksine onun üzerinde bir gemi gibi yüzerler.
     
  • 5000 metre yükseklikte basınç azalması nedeniyle su 70 °C’de kaynar.
     
  • İnsanoğlunun yerkabuğunun içlerine doğru inebildiği en derin nokta 12.000 metredir. Rusya Federasyonundaki Kola Yarımadasında jeolojik amaçla yapılan kazılarda 12.000 metreye inilmiştir. Günde 11 metre yol alınabilen kazıda 200 °C’lik sıcaklığa ulaşılmıştır.
     
  • Mercanadalar, mercan denen çok küçük deniz canlılarının iskeletlerinin okyanus tabanında üst üstte yığılmasıyla oluşmuştur. ( Maldiv Adaları )
     
  • Galapagos Adaları ismini İspanyolca kaplumbağa anlamına gelen “dev galapagos kaplumbağasından” almıştır.
     
  • Hindu dininde Ganj Irmağı kutsal sayılır. Bu nedenle bu kutsal ırmakta yıkanılır.
     
  • “Tsunami” Japoncada deprem dalgası demektir. Bu dev dalgaların hızı saatte 900 kilometreye ulaşabilir. Derin denizde yüksekliği 1 metreden az olan bu dalgalar, karaya ulaştıklarında hızları azalır, ancak yükseklikleri artarak 30–50 metreye kadar ulaşabilir. Tsunamilerin % 90’ı Büyük Okyanusta ortaya çıkar.
     
  • Afrika’daki Victoria çağlayanına İngiliz kâşif David Livingstone kraliçe Victoria’nın adını vermiştir. Bu çağlayan sis tabakası yaratarak büyük bir gürültüyle aşağıya döküldüğünden yerlilerce “gümbürdeyen duman” diye bilinir.
     
  • Bir yükseltinin dağ olarak nitelendirilebilmesi için çevresinden en az 600 metre yüksek olması gerekir.
     
  • Doğal bitki örtüsünün cılız olduğu bölgelerde, nüfusta seyrektir. Çünkü bitki örtüsünün cılız olduğu yerlerde hayvan türleri de azalır ve insanların beslenmesi zorlaşır. 
     
  • Asor adaları Atlas Okyanusunda yer alan volkanik ve dağlık adalardır. Portekizliler 1432’de bu adalara ayak bastıklarında yırtıcı kuşların bolluğundan dolayı Portekizcede akbaba anlamına gelen “açores” ismini vermişlerdir.
     
  • Eskimolar kendilerine inuit yani “insan” derler. En çetin çevre koşullarına uyum sağlayan Eskimolar ren geyiği, ( tareninuit ) balina, ( nuuninuit ) fok balığı ve kutup ayısı avlayarak geçinirler. Igloo adı verilen buzdan evlerde yaşayan ve azla yetinen bir halk olan Eskimolar ne yetkili makam tanırlar, ne de sürekli bir yere yerleşirler. Kültürlerinde kar ve soğuğun etkisi büyüktür.
     
  • İtalya sınırları içinde yer alan 62 km²’lik San Marino, turizm ve posta pulu satıcılığıyla geçinen küçük bir ülkedir. San Marino’da caddelerde otomobil ve motorlu taşıtla dolaşmak yasaktır.
     
  • Halley kuyruklu yıldızını İngiliz bilim adamı Edmund Halley bulmuştur.
     
  • 1976’da Richter ölçeğiyle Çin’in Hebei bölgesinde meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki deprem 800.000 insanın ölümüne neden olmuştur.
     
  • İrlanda’nın kuzeyinde 4000’i aşan soğumuş bazalt sütunundan oluşan arazi devler kaldırımı olarak nitelendirilir. Yörede “zafer yolu”kalıntısı olarak bilinen bu taşlar aslında yanardağ lavlarının paralel kenarlı büyük prizmalar şeklinde hızla soğumasıyla oluşmuştur.
     
  • Fransız Rivierası “Cote d’Azur’a” denizinin mavi sularından dolayı “mavi kıyı” anlamına gelen bu isim verilmiştir.
     
  • ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Yosemite Parkta bulunan dev ağaçlara; uzun ömürleri ve koca gövdelerinden dolayı Kızılderili Cherokees kabilesinin büyük şefi, dev yapılı “See-Quayah’ın” adına binaen “Sekoya” adı verilmiştir. 
     
  • Richter ölçeğine göre 8,6 büyüklüğünde ki bir deprem, 100 hidrojen bombasının gücüne eşittir.
     
  • Okaliptüs ağaçlarının boyları 150 metreyi aşar. Bu ağacın yassı yaprakları eksenleri kuzey-güney doğrultusunu aldığından güneşin kavurucu sıcağından korunur. Bu nedenle bu ağaçlara Yunancada “koruyucu” anlamına gelen okaliptüs adı verilmiştir.
     
  • Türkiye’deki en iyi cevizler; Bursa, Kastamonu, Bolu, Tokat, İzmit-Karamürsel, Ankara-Kızılcahamam ve Yalova’da yetişir.
     
  • Alaska’da 3 milyona yakın göl vardır ve tamamına yakını buzul aşındırmasıyla oluşmuştur.
     
  • Şimdilerde bir Jeep markası olan “Cherokee”ismi Kızılderililerden alınmıştır. Amerika işgali sırasında bir Kızılderili kabilesi olan “Cherokeeler” batıya gitmeyi reddeder ve Carolina’da bulunan Dumanlı Dağlara saklanır. Bu nedenle bir dağ aracı olan jeepe “cherokee” ismi verilir. 
    Sunay Akın 
     
  • Gökkuşağının sonu yoktur. Gökkuşağı aslında tam bir çember biçimindedir. Ancak insanlar sınırlı bir uzaklığı, yani ufka kadar olan uzaklığı görebildiği için ancak bu çemberin sınırlı bir bölümünü görebilir.
     
  • Tsunami karaya ulaştığında, genellikle ilk önce körfezdeki bütün sular boşalır.
     
  • Kömür petrol, doğal gaz gibi enerji kaynaklarına organik kökenli olmaları nedeniyle “ fosil yakıt” denir.
     
  • Avustralya’daki büyük set kayalıkları ve çevresinde deniz yaşamı çok çeşitlilik gösterir. Bu kayalıklarda 400 mercan, 215 kuş ve 1500’den fazla balık çeşidi yaşar.
     
  • Üç küçük gemi ve çoğu kürek mahkûmu olan bir avuç tayfa ile çıktığı uzun ve tehlikeli yolculuk sonrası Antik Adalarına ulaşan Kristof Kolomb, Hindistan’ın batı kıyılarına ulaştığını sanmış ve buraya uzun süre “Batı Hint Adaları” denilmiştir. Floransalı Amerigo Vespuci 1497’de yaptığı ilk yolculuğunda büyük bir kıta bulmuştur. Vespuci bu kıtadan “yenidünya” ( Mundus Novus ) diye bahsetmiştir. Alman coğrafyacı Martin Waldseemüller 1507 yılında yaptığı atlasta, bu yeni kıtaya Amerigo Vespucinin anısına “Amerika” adını vermiştir.
     
  • Kahve, dünya ticaretinde petrolden sonra ikinci sırayı alır.
     
  • ABD’nin Florida eyaletinde bulunan 13.000 km²’lik Everglades bataklığı milli park ilan edilmiştir.
     
  • Asya kıtası ismini Anadolu topraklarından almıştır. Eski çağlarda Türkiye’nin Ege Bölgesi “Assuva” sonra “Asu” olarak tanınıyordu. Güneşin doğduğu ülke anlamına gelen bu isim sonradan değişerek “Asya”ya dönüşmüştür.
     
  • Afrika’nın özellikle iç kısımları 20 yüzyıla kadar yeterince tanınmadığından kıtaya “karanlık kıta” denilmiştir.
     
  • Dünya ekvatorda saniyede 467 metre hızla dönerken, güneş çevresinde ise saniyede 30 kilometre hızla döner.
     
  • Asya, 62.000 kilometre ile dünyanın en uzun kıyılara sahip kıtası iken, Kuzey Amerika kıtası 60.000 kilometre ile ikincidir.
     
  • Sabun yapımında zeytin, hurma, yer fıstığı, ayçiçeği, soya yağı, pamuk çekirdeği ile sığır ve koyun iç yağları kullanılır.
     
  • Antarktika en soğuk, en rüzgârlı ve yüksek kıtadır. Bu kıtada yaz devresi kabul edilen ocak ayında ortalama sıcaklık -30°C’dir. Bu kıtada -89,2 °C ile dünyadaki en düşük sıcaklık ölçülmüştür. Kıta tamamen buzlarla kaplıdır, buzulların kalınlığı yer yer 5 kilometreyi bulur. Dünyadaki buzun büyük kısmı, tatlı su kaynaklarının büyük kısmı bu kıtadadır.
     
  • Domatesin anavatanı Güney Amerika olup, ismi Aztek yerlilerinin dilindeki “tomatl” sözcüğünden gelir.
     
  • Kanada’da yaygın olarak yetişen akça ağaçtan şeker elde edilir.
     
  • Bir içecek olan “cola” ismi tropikal bölgelerde yetişen kola bitkisinden gelmektedir. Bu bitki kolalı içeceklere tat vermek için kullanılmıştır.
     
  • Rusya Federasyonundaki bütün ırmakların Baykal gölünü doldurması için bir yıl akması gerekir. Dünya tatlı su varlığının % 20’ye yakını buradadır.
     
  • Yerleşilebilen kıtalar içinde çöl olmayan tek kıta Avrupa’dır.
     
  • Cemre kor ateş anlamındadır. İlkbaharın gelmesiyle güneşin önce toprağı, sonra suyu, sonra havayı ısıttığı düşünülür.
     
  • Kolombiya adını Kristof Kolomb’dan almıştır.
     
  • Dünyada en çok yetiştirilen meyve elmadır.
     
  • Mezopotamya ismi eski Yunancada “mesos = ara, orta” ve” potamos = nehir” sözcüklerinden türemiş olup iki nehir arası anlamındadır. Günümüzde Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan verimli topraklara Mezopotamya denilmektedir.
     
  • Dünyanın deniz seviyesinden en alçakta yer alan gölü – 395 metre ile Lut Gölüdür.
     
  • Maldivler Cumhuriyeti’nin en yüksek noktasının denizden yüksekliği 2,4 metredir.
     
  • Vatikan 1.000 kişi ile dünyanın en az nüfuslu ülkesidir.
     
  • Şili'de ki Atacama çölüne 100 yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
     
  • And Dağlarından doğup Brezilya' da denize ulaşan Amazon Nehri ağız kesimindeki 150.000 m³/sn’ lik su miktarı ile dünyanın en bol akımlı nehridir.
     
  • Dünyanın en büyük adası 2.186.000 km²’ lik yüzölçümü ile Grönland'dır.
     
  • 142.880 km²’ lik ekvatoral çapı ile Jüpiter en büyük gezegendir.
     
  • ABD-Kanada sınırında yer alan Superior 82.098 km²’ lik yüzölçümüyle dünyanın en büyük gölüdür. 
     
  • Dünyanın en büyük kıtası 44.387.000 km²' lik yüzölçümü ile Asya’dır.
     
  • Dünyanın en şiddetli volkanik patlaması, 27 Ağustos 1883 tarihinde Endonezya’nın Krakatoa adasında meydana gelmiştir. En güçlü hidrojen bombası patlamasından 26 kez daha güçlü olan bu patlamada 38.380 kişi yaşamını yitirmiş, fırlayan kayalar 55 kilometre yükseğe çıkmış, patlama sesi 5.000 kilometre uzaktan duyulmuştur.
     
  • Rusya Federasyonu 17.400.000 km²' lik yüzölçümü ile dünyanın en büyük ülkesidir.
     
  • Dünyanın en büyük yarımadası 3.250.000 km²’ lik yüzölçümü ile Arabistan’dır.
     
  • Pasifik Okyanusundaki Mariana ( Challenger ) çukurunun derinliği 11.033 metredir. Yarım kiloluk bir demir top bu çukurun üzerinde suya bırakıldığında dibe yaklaşık 63 dakikada varabilir.
     
  • Kazakistan’daki Baykal Gölü 1.620 metre ile dünyanın en derin gölüdür. 
     
  • Dünyadaki en düşük sıcaklık, 21 Temmuz 1983 günü Antarktika Vostok' da -89,2°C olarak ölçülmüştür. 
     
  • 33 milyonluk nüfusu ile Japonya'nın başkenti Tokyo dünyanın en kalabalık nüfuslu kentidir.
     
  • Çin 1.234.000.000 ile dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesidir.
     
  • 10.8 kilometrelik genişliğiyle Lâos’taki Khone dünyanın en geniş çağlayanıdır.
     
  • 7.045.000 km²’ lik alanı ve 15.000 kolu ile Amazon Dünyanın en geniş havzalı nehridir.
     
  • Dünyanın en büyük volkanik krateri 117 kilometrelik çevre uzunluğu ile Japonya' da ki Aso yanardağındadır.
     
  • 41° güney enleminde yer alan Yeni Zelanda'nın başkenti Wellington dünyada en güneyde yer alan başkenttir. 
     
  • Güneş çevresinde saatte 172.248 kilometrelik hızla dönen Merkür en hızlı gezegendir.
     
  • 64° kuzey enleminde yer alan İzlanda'nın başkenti Reyjkavik Dünyada en kuzeyde yer alan başkenttir. 
     
  • Rusya Federasyonun 73° kuzey enlemindeki Dikson limanı dünyanın en kuzeydeki şehridir. 
     
  • 3.000 km²’ lik Ekvatoral çapı ile Plüton en küçük gezegendir.
     
  • Dünyanın en küçük kıtası 7.686.000 km²' lik yüzölçümü ile Avustralya'dır. 
     
  • Vatikan 0,44 km²’ lik yüzölçümü ile dünyanın en küçük ülkesidir.
     
  • 462°C’ lik yüzey ısısı ile Venüs en sıcak gezegendir.
     
  • —220 °C’ lik yüzey ısısı ile Plüton en soğuk gezegendir. 
     
  • İsrail-Ürdün arasında yer alan Lut Gölü dünyanın en tuzlu gölüdür. 
     
  • Rusya Federasyonu ile Japonya arasında yer alanTatar Boğazı 800 kilometrelik uzunluğuyla dünyanın en uzun boğazıdır.
     
  • ABD’nin Kentucky bölgesindeki Flint Mamoth mağarasının uzunluğu 345 kilometredir.
     
  • Burundi’ de doğup Mısır’ da Akdeniz’ e ulaşan Nil 6.695 kilometre ile Dünyanın en uzun nehridir.
     
  • Venüs 41.360.000 kilometre ile dünyaya en yakın gezegendir.
     
  • Bolivya’nın La Paz şehri 3.631 metre ile dünyanın en yüksekte yer alan başkentidir.
     
  • 979 metre ile Venezüella’daki Angel, Dünyanın en yüksek çağlayanıdır. 
     
  • Tibet-Nepal sınırında ki Himalaya sıradağları üzerinde yer alan Everest Tepesi 8.848 metrelik zirvesiyle dünyanın en yüksek dağıdır.
     
  • 1971 yılında Japonya' nın Ishıgaki adası kıyılarında ölçülen 85 metre yüksekliğindeki deprem dalgası dünyadaki en yüksek dalgadır.
     
  • Dünyadaki en yüksek sıcaklık 13 Eylül 1922' de Libya El Aziziye' de 58°C olarak ölçülmüştür. 
     
  • Hindistan’ da Tibet sınırına yakın Basisi kenti 5.988 metrelik yükseltisiyle dünyanın en yüksekteki şehridir.
     
  • Hindistan’da Himalaya Dağlarının eteklerinde yer alan Çerapunçi yöresi 1860–1861 yılları arasındaki bir yıllık sürede 26.460 mm yağış almıştır.
     
  • 4.360 saatlik yıllık güneşlenme süresi ile Doğu Sahra dünyanın en çok güneşlenen yeridir.
     
  • Havaideki Kauai Yöresi, yılda 350 gün boyunca düşen yağışla dünyanın en yağışlı yeridir. 
     
  • Endonezya’nın Java adasındaki Bogor, 322 günlük süre ile dünyanın en çok gök gürültüsü olan yöresidir. 
     
  • Etiyopya’daki Dallal 34,4 °C’lik yıllık sıcaklık ortalaması ile dünyanın en sıcak yeridir.
     
  • 78° güney enlemi Antarktika’daki Polus Nedostupnosti – 57,8° C’ lik yıllık sıcaklık ortalaması ile dünyanın en soğuk yeridir.
     
  • Lesotho' nun en alçak noktası deniz seviyesinden 1.380 metre yüksekliktedir. 
     
  • And Dağlarının Peru - Bolivya sınırları arasındaki bölgede 3.811 metrede bulunan Titikaka dünyanın en yüksekteki gölüdür.
     
  • Kutup bölgelerindeki kar ve buzlar sahip oldukları beyaz örtü nedeniyle güneşten yeryüzüne ulaşan ışınların % 90’nını geriye yansıtarak, bu bölgelerde sıcaklıkların düşük olmasında etkili olurlar.
     
  • Deterjan kelimesi Latincede temizleme anlamındaki “detergere” den gelir.
     
  • Deniz düzeyinden yaklaşık 8 kilometre yüksekte olan Everest Dağının zirvesindeki hava basıncı, deniz seviyesindekinin yaklaşık % 30’ u kadardır. 
     
  • 30 kilometre yükseltideki stratosfer katmanında esen rüzgârların hızı saatte 300 kilometreyi bulur.
     
  • Atmosferin sıcaklığı 180 km yüksekte 395 °C’ye, 320 kilometre yükseklikte ise 700 °C’ye ulaşır.
     
  • Irmaklar her yıl yaklaşık 2 milyar madensel tuzu denizlere taşımaktadır.
     
  • Güney Fransa’da “vent tu midi” denen sıcak ve nemli rüzgâr baş ağrıları, sara, astım nöbetleri ve küçük ateşlenmelere neden olmaktadır.
     
  • Lületaşı, boşluklu ve hafif olduğundan, suda yüzer. Bu nedenle halk arasında “denizköpüğü” diye bilinir.
     
  • Selüloz, bitkilerde hücre yapısının çoğunluğunu oluşturan ve kâğıt yapımı, yapay yaprak üretimi ile bazı patlayıcı maddelerin üretiminde de kullanılan kâğıt hamurudur.
     
  • İzlanda’da nüfusun % 67’si evlerinde jeotermal enerji kullanmaktadır.
     
  • Portland çimentosunun % 78’i kireçtaşı, % 20’si kil taşı, % 2’si ise diğer katkı maddelerinden oluşur.
     
  • Kristof Kolombun Amerika kıtasında karaya ilk ayak bastığı yer “Watling Adası” dır.
     
  • Norveç yıllık enerji üretiminin %96’sını, Zaire %95’ini, Sri Lanka ( Seylan ) %90’nını, Brezilya %85’ini, İsviçre %75’ini, Kanada ise %65’ini hidroelektrikten sağlamaktadır.
     
  • Ortaçağda Afrika kıyılarını dolaşan Normonların gördüklerini söyledikleri “yabanıl insanlar” aslında goril maymunlarıdır.
     
  • Bartelmi Diaz ve ekibi 1847 yılında ulaştığı Güney Afrika’nın uç noktasına fırtına ve dalgalar nedeniyle “Fırtınalar Burnu anlamına gelen Cabo Tarmentoso ” adını vermiştir. Ancak sonraları Portekiz kralı buraya “Fırtınalar Burnu” denilirse, buradan Hindistan’a ulaşmaya çalışacak kaptan ve tayfaların korkacağını ileri sürerek buranın ismini “Ümit Burnu anlamındaki Cabo Bao Esperanço” olarak değiştirmiştir.Güney Afrika’nın Kap şehri de ismini buradan almıştır.
     
  • 1497’de Hindistan’a ulaşmak için yola çıkan Vasco dö Gama Güney Afrikada yılbaşı günü önünden geçtiği yere “doğum günü” anlamına gelen “Natal” ismini vermiştir.
     
  • Dünyada milli park olarak ilan edilen ilk yer ABD’de 1872’de oluşturulan “Yellowstone Milli Parkıdır”.
     
  • Hawaii Adaları, Meksika Körfezi, Karayipler Denizi Kıyıları, ( Küba, Antil Adaları, Florida ) ile Avustralya kıyıları dünyada sörf sporunun en yoğun yapıldığı yerlerdir.
     
  • Genelde yaz sıcaklık ortalaması 10°C’den düşük olan bölgeler ile yıllık yağış tutarı 400 mm’den az olan bölgelerde ağacın yetişmesi çok zordur.
     
  • Lâteks, ( kauçuk ) çiklet, ( sıtma ağacından ) reçine, ( çam, köknar, ladin ) sakız, tanen, ( dericilikte kullanılır ) mantar, çeşitli yağlar ile ilaç maddeleri ormanlardan elde edilen ürünlerdir.
     
  • Hindistan’a gitmek üzere yola çıkan Magellan ve ekibi Güney Amerikanın fırtınalı güney ucunu, bugünkü adıyla “Magellan Boğazının” fırtınalı ve tehlikeli sularını aştıktan sonra, öteki tarafta ki sakin okyanusu görünce, buraya “sakin deniz” anlamına gelen “Pasifik Okyanusu” adını vermiştir.
     
  • Norveç’teki Narvik ve Bergen, Rusya Federasyonundaki Arhangelsk ve Vladivostok ile İngiltere’deki Hull ve Grimsby liman şehirlerinin gelişmesinde balıkçılık önemli rol oynamıştır. 
     
  • Bir ton şeker elde etmek için 40–50 ton, bir ton kâğıt üretebilmek için 170 ton, bir ton çelik elde etmek için ( soğutma suyu olarak ) 300 bin ton, bir ton deriyi işlemek için 10 ton kullanma suyuna ihtiyaç vardır.
     
  • Dünyada sünger avcılığının en fazla olduğu bölgeler; Bahama Adaları, Florida Kıyıları, Avustralya’nın doğu kıyıları, Akdeniz de Sicilya, Korsika ve Sardunya adaları ile Ege adaları ve Bodrum kıyılarıdır. 
     
  • Balinaların kafa kemiklerinden çıkarılan ispermeçet yağı, kozmetik ve ilaç endüstrisinde ( güzel kokan banyo sabunları, dudak rujları, krem ve merhemler gibi ) kullanılır.
     
  • Okaliptüs ağaçları çok su tükettiği için, bataklık bölgeleri kurutmada bu ağaçlardan yararlanılır. Yapraklarından ise “okaliptol” adlı mikrop öldürücü ilaç elde edilir.
     
  • Patates, mısır, domates ve tütün gibi tarım ürünleri Kızılderililerin insanlığa armağanıdır.
     
  • Kum çölleri, dünya karalarının % 14’ünü kaplar.
     
  • Eskimolar soğuktan korunmak için, vücutlarına hayvan yağı sürer ve kalın kürkler giyerler.
     
  • İspanyadaki Costa Brava; Vahşi kıyı, Costa Dorado ise Altın kıyı anlamına gelmektedir.
     
  • Mandalina, portakal ve limon kabuklarından kolonya ve esans üretiminde yararlanılır.
     
  • “Metre” yer boylamının dörtte birinin on milyonda biridir. XVI. Louis döneminde kararlaştırılan bu yeni uzunluk birimini doğru tanımlayabilme işi bir hayli zahmetle yapılmıştır. Çünkü bunun için boylamın bir kısmının ölçülmesi gerekmiştir. Gökbilimci J.B.Delambreda ile P.Mechain ikilisi, biri Fransadan diğeri İspanyadan hareket ederek, birkaç bin astronomik ve jeodezik gözlemde bulunmuş ve 7 yılın sonunda buluşmuşlardır. Böylece örnek metre “etalon” bulunmuştur.
     
  • Anadolu kelimesinin Yunanca “güneşin doğuşu, doğu memleketi” anlamındaki Anatolos’dan geldiği sanılmaktadır.
     
  • Cıva sıvı olarak bulunan tek metaldir.
     
  • Dünyanın en büyük teleskopu Kuzey Kafkasya’daki Zelenchkayada kurulmuş olup 600 santimlik aynaya sahiptir. 
     
  • Genelde yıllık yağış miktarı 200 milimetreden az olan yerler çöl olarak nitelendirilir. 
     
  • Yenilebilir yağların önemli bir kısmı; zeytin, ayçiçeği, soya, mısır, yerfıstığı, pamuk, kolza, hindistancevizi ve fındıktan elde edilir.
     
  • Kahve bitkisi, yıllık ortalama sıcaklığın 21°C olduğu ılıman iklimlerde yetiştirilebilir ve en iyi ürün deniz düzeyinden 600–2000 metre yükseklikteki ekim alanlarından alınır.
     
  • Tokyo ismi Japoncada “doğu başkenti” ( to=doğu, kyo=başkent ) anlamına gelmektedir.
     
  • Büyük Sahra Çölü 8.600.000 km²’ lik yüzölçümüyle ABD kadar yer kaplar. Sahra sözcüğü Arapçadaki “sahara” sözcüğünden gelme olup çöl anlamındadır.
     
  • Petrol kelimesi Latince “petra: kaya” ve “oleum: yağ” sözcüklerinden türemiştir.
     
  • Cam yapımında saf silisyum kumu kullanılır. Camda kullanılan demir ve bakır cama yeşil renk verirken, bakır oksit ve kobalt mavi, selenyum ve bakır oksit ise kırmızı renk verir. Türkiye’de cam yapımında kullanılan silisyum kumu Kapı dağ Yarımadası, İstanbul’un Karadeniz kıyıları, Yalova kıyıları ile Sinop Yarımadasından sağlanır. 
     
  • Amerikan bağımsızlık savaşından sonra, 1790’da yeni başkentin Potomac Irmağı kıyısında kurulması benimsenmiş ve yer seçimi ABD’nin ilk başkanı George Washington’a bırakılmıştır. Kentin kuruluşunu denetleyen komisyon kente “Amerikan bağımsızlık savaşında oynadığı rolle ülkenin kurucusu olarak kabul edilen George Washington’un anısına” Washington ismini vermiştir. Böylece 1800 yılında federal yönetim Philadelphia’dan Washington’a taşınmıştır. Coğrafi açıdan kopuk ve uzak oluşu nedeniyle önceleri “yaban kent” olarak anılan Washington 1812’den sonra Amerika halkınca başkent olarak benimsenmiştir. 
     
  • Yeni Zelanda ve Avustralya dünyanın en büyük yün üreticileri olup, dünyadaki toplam yün üretiminin % 40’ını karşılarlar.
     
  • Litosferdeki litho sözcüğü Yunancada “taş”, hidrosferdeki hidro sözcüğü ise Yunancada “su” anlamına gelmektedir.
     
  • Merinos koyunu dünyanın en kaliteli yününe sahip olup anavatanı İspanya’dır.
     
  • Kongo Nehri ve kollarını kapsadığı için Kongo ismi ile anılan ülkeye 1971 yılında “ırmak” anlamına gelen “nzadi” sözcüğünden gelme “Zaire” ismi verilmiştir. 
     
  • Atlas Okyanusundaki Küçük Antil adalarına doğu-kuzeydoğu yönünden batı-güneybatı yönüne doğru sürekli esen alize rüzgârları nedeniyle “rüzgâr altı adaları” denir.
     
  • Pasifik Okyanusunda bulunanYeni Gine’ye, 1945’te buraya ayak basan İspanyol İnigo Ortiz de Retes, buradaki yerli halkı Afrika zencilerine benzettiğinden bu adaya Afrika kıtasındaki Gine’ye binaen, “Yeni Gine” ismini vermiştir.
     
  • Dünya yüzeyinin %12’si buzullarla kaplıdır.
     
  • “Tayland” sözcüğü Tayland dilinde özgür insanlar ülkesi anlamına gelmektedir.
     
  • Kristof Kolomb 1502 yılında Amerika kıtasına yaptığı son yolculuğunda Honduras’a “deniz derinlikleri” anlamına gelen ismi vermiştir.
     
  • Elverişli jeopolitik konumu nedeniyle Simon Bolivar Panamayı “evrenin kalbi” olarak nitelemiştir. 
     
  • Üstünde bulunan kar ve buz örtüsünden dolayı, Antarktika “beyaz çöl” olarak bilinir. 
     
  • 400 kilometrelik uzunluğu ile Antarktika’daki Lambert Buzulu dünyadaki en uzun buzuldur.
     
  • Tasmanya ve Tasman Denizinin ismi yöreyi keşfeden Hollandalı denizci “Abel Tasman”dan gelmektedir 
     
  • Kuzey kutup dairesi üzerinde kalan bölgeye “arktika” denir.
     
  • Avustralya, Yeni Zelanda ve Pasifik Okyanusundaki çok sayıda adadan oluşan kıtaya “Okyanusya” denir.
     
  • Avrupalıların Brezilya toprakları ile tanışması tesadüfen olmuştur. Portekizli denizci Alvares Cabral, yelkenli gemileriyle Ümit Burnunu dolaşıp Hindistan’a gitmeyi amaçlarken rüzgârsız Gine Körfezine girmemek için, gerektiğinden fazla batıya açılınca, Brezilya kıyılarına ulaşmıştır. Portekiz hemen bu topraklar üzerinde hak iddia ederek buraya “Terra da Santa Cruz=kutsal haç toprakları” ismini vermiştir. Brezilya ismi ise daha sonraları, bu bölgede çok rastlanan ve kırmızı boya yapımında kullanılan “pau-brasil” ağacından dolayı verilmiştir. 
     
  • İspanyolcada ova-düzlük anlamına gelen “pampalar” Arjantinde 760.000 km²’lik bir alan kaplar ki bu Türkiye’nin yüzölçümüne yakındır. Geniş, serin, sulak ve ağaçsız olan pampalar hayvancılık için uygun ortam oluştururlar. 
     
  • Aborjinlerin gölgeli yer anlamına gelen uluru ismini verdikleri Ayers Kayası Avustralya’nın simgelerinden biridir. 384 metrelik yüksekliği ve 3,6 kilometrelik uzunluğu ile dünyanın tek blok halindeki en büyük kayasıdır. Ayers Kayası Aborjinlerce kutsal kabul edildiğinden tırmanmak günah sayılmaktadır.
     
  • Venezüella adı İspanyolca küçük Venedik anlamına gelir. Petrol üretiminde çalışmak üzere aldığı yoğun göç nedeniyle “göçmenler ülkesi” olarak bilinir.
     
  • Surinam adını 14. yüzyıla kadar bu topraklarda yaşayan “surinenlerden” almıştır. Hollanda 1667 yılında sömürgesi durumundaki New Amsterdam’ı ( bugünkü New York şehrini ) İngiltere’ye vererek karşılığında Surinam’ı almıştır.
     
  • Anayurdu Amerikanın tropikal kesimleri olan kapok ağacının liflerinden; yatak, yorgan, uyku tulumu, yastık ve can simidi yapılır.
     
  • 1549 yılından 1763 yılına kadar Brezilya’nın başkenti eski ismi Bahia olan Atlas Okyanusu kıyısındaki Salvador’du
     
  • Macellan dünya çevresindeki turunda Amerika kıtasının güneyinden geçerek Hindistan’a varmaya çalışırken geçtikleri boğaza ateş ülkesi anlamına gelen “tierra del fuego” ismini vermiştir. Çünkü bu soğuk bölgenin insanları bazen ısınmak, bazen de balıkları çekmek için kıyı boyunca ateş yakıyordu. 
     
  • Kızıl Erik M.S 985’te ( Kristof Kolomb’dan 500 yıl önce ) buzlarla kaplı bir karanın en güney noktasına ulaşmış ve buraya göçmenleri kolaylıkla çekebilmek için Norveç dilinde yeşil anlamına gelen “Greenland” adını koymuştur. Bu isim daha sonraları Grönland’a dönüşmüştür.
     
  • Palmiye yapraklarındaki liflerden sicim, kurutulmuş yapraklarından hasır yaygı, paravana yapılır. Yapraklarının arasındaki kalın damardan sepet örülür. Tomurcukları çok lezzetli sebze yerine geçer. Özsuyundan palmiye şarabı, meyvesinden palmiye yağı, çekirdeğinden ise sabun elde edilir.
     
  • Dünyada en fazla kara komşusuna sahip ülkeler şunlardır; Çin ve Rusya Federasyonu 14, Brezilya 10, Kongo, Sudan ve Almanya 9, Türkiye, Avusturya, Fransa, Zambiya ve Tanzanya ise 8 ülke ile kara sınırı komşusudur.
     
  • Bolivya, ismini aslında bir İspanyol olan ve Ekvador, Bolivya, Kolombiya, Panama, Peru ve Venezüella gibi ülkelerin bağımsızlık savaşında önderlik yapan Venezüellalı Simon Bolivar’dan almıştır.
     
  • Ekvator çizgisi; Ekvador, Kolombiya, Brezilya, Gabon, Kongo, Uganda, Kenya, Somali, Maldivler, Endonezya ve Kiribati gibi ülkelerin topraklarından geçer.
     
  • Başlangıç meridyeni; İngiltere, Fransa, İspanya, Cezayir, Mali, Burkino Faso, Gana ve Togo gibi ülkelerin topraklarından geçer.
     
  • “Cezayir” Arapçada ada demektir. İsmini Akdeniz’deki küçük bir adadan almıştır
     
  • Fas, Cezayir ve Tunus’a Afrika kıtasının batısında yer almaları nedeniyle “mağrip=günbatısı” ülkeleri denir.
     
  • Kosta Rica, İspanyolcada “zengin kıyı” anlamına gelmektedir.
     
  • Guatemala, Aztek dilinde “ağaçlar ülkesi” anlamına gelmektedir.
     
  • Brezilyanın doğu kesimindeki kurak iç bölgelerde seyrek, bodur, kuraklığa dayanıklı ve dikenli yapılarıyla belirginleşen fundalıklara sahip bitki örtüsüne “caatinga=beyaz ormanlar” adı verilir.
     
  • Gittikçe düşen bir atmosfer basıncı, rüzgâr ve çoğu kez de yağmur geldiğine işarettir. Artış gösteren bir atmosfer basıncı ise güzel bir havanın geleceğine işarettir.
     
  • Dünyada ilk petrol kuyusu 1859’da ABD’nin Pensilviana eyaletindeki Titusville’de açılmıştır. Bu kuyuda bir günde 25 varil petrol ( 1 varil=185 litre ) elde ediliyordu.
     
  • Gözlük camı; kum, bor trioksit, potas, demir ve soda, pencere camı; kum, soda, kireç, magnezyum oksit, alüminyum oksit, şişe camı; kum, soda, kireç, alüminyum oksit, kristal cam; kum, kurşun oksit ve sodadan yapılır.
     
  • Amonyak, kok kömürü, katran, ilaçlar, boyalar, patlayıcı maddeler, parfümler, antiseptikler ve plastikler taşkömüründen elde edilir.
     
  • Kanguru isminin Avustralya’ya ilk ayak basan beyazların bu zıplayan hayvanı gördüklerinde yerlilere; nedir bu hayvan? diye sormaları ve yerlilerin “kangaroo = ne dediğini anlamıyorum!” cevabını vermelerinden geldiği sanılmaktadır.
     
  • Belçika ( Be ), Nederland = Hollanda ( Ne ), ve Lüksemburg ( Lüks ) gibi ülkelerin üçü “ Benelüks ülkeleri” olarak nitelendirilir.
     
  • Lös; Almanca “lose = gevşek” anlamındadır. Çok küçük mil tanelerinden meydana gelen soluk, sarı renkli toprak çöllerde ( 23° - 55° ) yaygın olarak görülür.
     
  • “Mangrov” tropikal kuşakta, güçlü gelgitlere açık koy, delta ve lagün gibi tatlı ve tuzlu suların birbirine karıştığı bataklıklarda görülen sık ormanlara verilen isimdir.
     
  • Fayansı ilk yapanlar Babillilerdir. Ortaçağda Araplar fayans yapma tekniğini Avrupa’ya taşımışlardır. Özellikle İtalya’da büyük ilgi gören fayans özellikle 1400’lü yıllarda en büyük üretim merkezi olan “Faenza”nın adıyla anılır olmuştur.
     
  • Blue jeanı 1873’te batıyı keşfe çıkan Oscar Lewis Strauss bulmuştur. Bu pantolonlar başlangıçta çadır bezi diye bilinen mavi ketenden hazırlanıyordu. Jean sözcüğü ( cin ) ilk kez 1967’de kullanılmıştır ve bu isim Cenova’dan gelmektedir. Çünkü bu pamuklu kumaş Cenova’da dokunmaktaydı.
     
  • Haşhaş ismi, Hasan Sabah’tan gelmektedir. Haşhaşin = haşhaşçılar mezhebinin kurucusu olan Hasan Sabah haşhaş sakızı, afyonun insan iradesini nasıl zayıflattığını görmüş ve mezhebine girenlere haşhaş vererek çeşitli cinayetler işlettirmiştir.
     
  • Karabiberin en çok üretildiği yerler; Hindistan, Malezya ve Endonezya’dır.
     
  • 1847’de İngiliz Mercer, pamuk ipliğini bir sudkostik eriyiğinin içine batırarak yeni bir iplik elde etti ve bu yeni ipliğe “ merserize” adını verdi. 
     
  • 1822 yılında Fransız mineraloji uzmanı Pierre Berthier, Provanca bölgesinin “ baux” kentinde bir maden bularak buna “boksit” adını vermiştir. 1854’te Fransız kimyacı Saint- Claire Devill bu madeni klorürle indirgeyerek asıl alüminyumu elde etti.
     
  • Pamuk bitkisinin gelişip ürün vermesi için 200 gün, mısır bitkisinin gelişip ürün vermesi için ise 150 gün sıcaklığın O°C’nin üzerinde olması gerekir.
     
  • Bir bölgede günlük en yüksek sıcaklığın 30°C’nin üzerine çıktığı gün “tropik gün”, günlük en yüksek sıcaklığın 25°C’nin üzerine çıktığı gün “yaz günü”, günlük en düşük sıcaklığın 0°C’nin üstüne hiç çıkmadığı gün ise “ kış” günü olarak kabul edilir. 
     
  • Çernezyom, Rus dilinde çern = kara renkli, ezyom = toprak sözcüklerinden gelmedir.Uzun boylu çayır bitki örtüsü altında oluşan koyu renkli toprak organik madde bakımından oldukça zengindir.
     
  • 1998 yılına kadar Everest zirvesine çıkmaya çalışan 918 kişiden 146’sı ölmüştür. 
     
  • Atmosfer sözcüğü Yunanca “atmos = nefes, sphere = küre” kelimelerinden gelmektedir.
     
  • Atmosferdeki havanın 1 cm²’lik yüzeye yaptığı basınç 760 mm.lik cıva sütunun ağırlığına eşit olup, 1033 gr.dır. Dolayısıyla tüm atmosferin ağırlığı 5,1 trilyon kilogramdır.
     
  • Güneşten yeryüzüne gelen enerjinin; 
    % 25’i bulutlar ve atmosferce geriye yansıtılır. 
    % 25’i dağılmaya ( difüzyona ) uğrar. 
    % 15’i atmosfer tarafından emilir. 
    % 8’i yerden geriye yansıtılır. 
    % 27’si ise yeryüzünü ısıtır. 
     
  • Her yıl 1 milyar ton Afrika toprağı Atlas Okyanusunu geçerek Amerika kıtasına ulaşır. Bu toz ve toprak Amerika’ya, Karayip’lere ve Amazon Havzasına, Bahama Adalarına zengin tortular taşır. Zengin mineral ve besin taşıyan bu topraklar; bünyesinde böcek, mikro organizmalar ve mantar barındırdığından tarım topraklarının verimli hale gelmesinde etkilidir. 
     
  • Macaristan’ın başkenti Budapeşte iki bölümden oluşur. Tuna Nehrinin iki yakasında kurulan Budapeşte’nin ilk çekirdeği olan Buda ortaçağda Tuna Nehrinin batı kıyısına kurulmuştur. Bu kesimde tarihi eserler ve konutlar bulunur. Daha sonraları Tuna Nehrinin doğu kıyısına kurulan Peşte ise ticari, kültürel ve idari merkez özelliğindedir. 
     
  • Mississipi, Kızılderili dilinde “büyük su, suların atası anlamına” gelmektedir.
     
  • Liberya ismi “özgür olanların ülkesi” anlamına gelmektedir.
     
  • Başkent Addis Ababa Etiyopya dilinde “yeni çiçek” anlamına gelmektedir.
     
  • Deniz seviyesinden 2500 metre yükseklikte kurulan Addis Ababa, Afrika kıtasının en yüksekte kurulan kentidir.
     
  • Sudan’ın ismi Arapçada “siyahlar ülkesi” anlamındaki bilad el-sudan’dan gelmektedir.
     
  • Kenya’nın başkenti Nairobi ismini Masailerin Enkare Nairobi dedikleri bir su kaynağından alır ve yerli dilinde “soğuk su” anlamına gelir.
     
  • Casablanca ismi İspanyolcada “beyaz ev” anlamına gelmektedir.
     
  • Botswana ismini ülkede kalabalık bir topluluk olan Botswana kabilesinden almıştır.
     
  • Kalahari çölü “kum dünyası” ya da “susuz ülke” olarak bilinir. Çölde ot toplulukları ve ağaçlıklar bulunur.
     
  • Kuveyt arapçada “korunmuş kent, kale” anlamına gelmektedir.
     
  • Japonya yani “Nippon” Japonca dilinde, güneşin doğduğu ülke anlamına gelmektedir.
     
  • Madagaskar’da 150.000 hayvan ve bitki türü yalnızca bu ülkeye ait endemik türdür.
     
  • Moldova’nın ismi Romanya’da bulunan Moldova ırmağından gelmektedir.
     
  • İspanyollar Venezüella’ya su üstündeki evlerden dolayı bu ülkeye “küçük Venedik” anlamına gelen Venezüella ismini vermişlerdir.
     
  • Tuna Nehri Avusturya’nın başkenti viyana, Slovakya’nın başkenti Bratislava, Macaristan’ın başkenti Budapeşte ile Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’dan geçer.
     
  • Dünyanın en büyük ticari gemi filosu Yunanistan’dadır.
     
  • Dünyanın en zengin fosfat rezervleri Fas’ta bulunur.
     
  • Haiti ismi yerli dilinde “dağda yaşayanlar” anlamına gelmektedir.
     
  • İsviçre denize kıyısı olmadığı halde, dünyada deniz ticaret filosu olan tek ülkedir.
     
  • Haiti Cumhuriyeti 1804 yılında bağımsızlığını ilan eden ilk zenci devletidir. 
     
  • Birmanya, 1989 yılında ismini Myanmar Cumhuriyeti olarak değiştirmiştir.
     
  • Ukrayna, Bulgaristan, Almanya, Macaristan, Rusya Federasyonu, İspanya, İngiltere gibi ülkelerde doğal nüfus artışı eksi değerlerle ifade edilmekte, yani bu ülkelerin nüfusları giderek azalmaktadır.
     
  • Kuzey Amerika’da yer alan Superior Gölü dünyanın en büyük tatlı su gölüdür.
     
  • ABD’nin Detroit kenti dünya otomobil endüstrisinin başkenti olarak kabul edilmektedir.
     
  • Himalayalar üzerindeki Everest zirvesi Nepal dilinde “gökyüzünün tanrısı” ( sagarmatha ), Tibet dilinde ise “dünyanın ana tanrıçası” ( comolungma ) anlamına gelmektedir.
     
  • Ekvator’un başkenti Quito 0,4 °C ile dünyada yıllık sıcaklık farkının en az olduğu yerdir.
     
  • Finlandiyalılar kendi ülkelerine “ suomi” yani “Bin göller” ülkesi demektedir.
     
  • Polonya ismi yerli dilinde “düzlükler ülkesi” anlamına gelmektedir.
     
  • Ekvatoral iklim kuşağında yer alan Endonezya’da 2000 ağaç türü, ( 300 tür palmiye ) 40.000 bitki türü, 2000 kuş türü, 1700 balık çeşidi ve 500’den fazla memeli türüne sahiptir.
     
  • 2200 metreyi bulan ortalama yükseltisi ile Antartika, dünyanın en yüksek kıtasıdır.
     
  • Dünyada toplam 231 ülke bulunmaktadır. 58 ülke ile Afrika ülke sayısının en fazla olduğu kıta iken, 13 ülke ile Güney Amerika ülke sayısının en az olduğu kıtadır.
     
  • Avrupa kıtasındaki en yarımada İskandinavya, en büyük ada Büyük Britanya en büyük göl Ladoga, en uzun nehir ise Volga’dır.
     
  • Asya kıtasındaki en büyük yarımada Arabistan, en büyük ada Borneo ( Kalimantan ), en büyük göl Hazar, en uzun nehir ise Hoang Ho’dur.
     
  • Afrika kıtasındaki en büyük yarımada Somali, en büyük ada Madagaskar, en büyük göl Victoria, en uzun nehir ise Nil’dir.
     
  • Kuzey Amerika’daki en büyük yarımada Labrador, en büyük ada Grönland, en büyük göl Superior, en uzun nehir Mississippi’dir.
     
  • Güney Amerika’daki en büyük yarımada Guajiro, en büyük ada Ateş Toprakları, en büyük göl Maracaibo, en uzun nehir ise Amazon’dur.
     
  • Dünya Turiz Örgütü verilerine göre; ABD 73, İtalya 31, İspanya ve Fransa 25 milyon dolar yıllık gelir ile dünyada turizmden en fazla para kazanan ülkelerdir.
     
  • Kütahya, Bilecik Çanakkale; seramik, Kahramanmaraş ve Erzincan; bakır işlemeceliği, Bolu, Kahramanmaraş, Bartın; ağaç oymacılığı, Nevşehir; çömlekçilik, Isparta, Kayseri ( Bünyan ), Konya, Niğde, Siirt, Burdur, Uşak, Muğla; ( Milas ) halı ve kilim dokumacılığı, Muğla; cam işlemeciliği, Zonguldak ( Devrek ), Kahramanmaraş; baston yapımı, Eskişehir; lületaşı işlemeciliği ile tanınmış yerlerdir.
     
  • 2006 yılında doğal kaynak tüketimi, yaşam süresi, insanların mutluluğu ve ekolojik faktörlerin değerlendirildiği bir araştırmada Pasifik Okyanusunda küçük bir ada olan “Vanuatu” dünyanın en mutlu insanlarının bulunduğu ülke olarak seçilmiştir. Türkiye ise 98. sırayı almıştır. Zimbabwe ise bu listede sonuncu sırayı almıştır. 
     
  • Brezilya’nın Amazon Havzasında yaşayan yerli “Piraha kabilesi” ile Afrika’daki bir grup “Bushmen” yerlilerinde ortalama yaşam süresi yaklaşık 100 yıldır. 
     
  • Aydın’ın “Atça” beldesinde tüm ara sokaklar geniş ana caddelere, tüm ana caddelerse beldenin ortasındaki parka çıkmaktadır. Belde bu haliyle Paris şehrine benzemektedir. 
     
  • Keçiboynuzu, petrol aramadan kibrit üretimine kadar 17 sanayi dalında kullanılmaktadır. 
     
  • 2003 yılında Avrupa’da yaşanan aşırı sıcaklar nedeniyle çoğunluğu yaşlı 25.000 kişi yaşamını kaybetmiştir. 
     
  • Meşe palamudu gıda ürünlerinde katkı maddesi olarak kullanılır. 
     
  • Afrika ülkelerinde kişi başına düşen yıllık sağlık harcaması 15 doların altındadır. 
     
  • Türkiye’de son 40 yılda 1.300.000 hektarlık sulak alan yok edilmiştir. 
     
  • 1767 Kilometre uzunluğundaki Bakü-Tiflis- Ceyhan boru hattının 443 kilometresi Azerbaycan’da, 248 kilometresi Gürcistan’da, 1076 kilometrelik bölümü ise Türkiye’dedir. 
     
  • 2006 yılında yapılan bir araştırmada Hindistan’ın Bombay şehri dünyanın en kaba şehri olarak şeçilirken, New York, Zürih, Toronto ve Berlin dünyanın en kibar şehirleri olarak belirlenmiştir. 
     
  • Işık, 1 saniyede dünyanın çevresini yaklaşık 8 kez dolaşmaktadır. 
     
  • Dünyada aktif volkanik dağı olmayan tek kıta Avustralya’dır. 
     
  • 2006 yılı değerlerine göre dünyanın en büyük ekonomileri; ABD, Japonya, Almanya, Çin ve İngiltere’dir. 
     
  • Dünyada en çok silah satan ülkeler Rusya Federasyonu ve ABD’dir Ençok silah alan ülkeler ise Hindistan, Çin ve Yunanistan’dır. Türkiye silah alımında 10. sıradadır. 
     
  • Dolmabahçe sarayının yapıldığı yer 1614 yılına kadar bir koydu. İstanbul’un fethiyle zamanla bataklığa dönüşür. Bu tarihte Sultan I.Ahmed’in dikkatini çekmiştir. 1614’te Sultan’ın talimatıyla imparatorluğun en uzak yerlerinden bulunup getirilen ağaç kazıklar denize çakılır, kazıkların arasına yine ağaçtan hasırlar örülür ve koy doldurulmaya başlanır. B u

    « Önceki ::